Normal bir vatandaş bilgisayarını nasıl mükemmel verimli kullanabilir?

Gel abi bilgisayar kullanmayı öğretiyoruz…

Kıymetli kaarim, bu yazıda gerçekten günlük hayatını muazzam derecede kolaylaştıracak bir çok faideli bilgi bulacaksın. Hiç birisi fuzuli değildir. Çok emek vererek ve samimane bir şekilde yazdığım bu yazı vesilesi ile size faidem dokunacaksa ne mutlu bana.

Madonna sevmem. Maradona severim.

Hayatımdaki ilk bilgisayarım, ikibinli yılların başında, o zamanlar devlet yalakası konumunda olmayan Türkiye gazetesinin kuponla verdiği Vestel marka masaüstü bilgisayardı. O dönemler aile efradında çığır açan ve babamın vizyonerliğini ön plana çıkaran bu hamle çok ses getirmişti. Bilgisayarın alımı biz okuyup adam olalım yolunda atılmış bir adım olsa da, o vakitler bilgisayarı sadece CM 2000–2001 oynamak için kullanıyordum. İlerleyen yıllarda, okumuş, yüksek tahsilimi tamamlamıştım ve bir çokları gözünde adam olmuştum. Kısacası, babamın samimi olarak o dönemler ektiği tohumlar gün sonunda ekinlerini vermişti.

Şimdilerde 31 yaşındayım ve artık dilediğim zaman çok şükür kendi bilgisayarımı alabiliyorum. Eminim bu yazıyı okuyan bir çok kişi de benimle aynı konumdadır. Fekat başta bizzatihi eşimde ve sonrasında da çevremdeki kişilerde gözlemlediğim temel bir problem ile sık sık karşılaşıyorum. Problem yerine sıfır mübalağa ile toplumun kanayan yarası da diyebiliriz zannımca.

Herkesin malumu üzere bu kanayan yara, ya da bu problem sahip olduğumuz bilgisayarların verimsiz olarak kullanılması ya da haklarının tam anlamı ile verilememesi. Bu yazıyı yazmamdaki yegane gaye ise, kendimce verimli olduğuna inandığım bilgisayar kullanım alışkanlıklarımı sizinle paylaşarak hayatlarınıza az da olsa bir kaç gram katkıda bulabilmek.

Yeterli açıklamaları yaptıktan sonra başlıkta açıklamak istediğim şeye, bir insanın bilgisayarını verimli bir şekilde nasıl kullanacağına geçeyim.

Dostlar, Romalılar, beni dinleyin!

A — Ne tür bir bilgisayar kullanıyorum ve neden?

Uzun süredir Macbook retina kullanıyorum ve son derece memnunum. Biliyorum, Türkiye’de son derece pahalı bir alet ama değiyor. Anasının ak sütü gibi helal deyimi bu makina için bu yüzden çıkmış olabilir. Apple’ın reklamını yaptığımı düşünenler olabilir. Yıllarca o işi profesyonel olarak yaptım ama artık yapmıyorum diyebilirim. Konuya dönelim lütfen ve iki ana maddede sebebini açıklayayım.

1Macbook retina, göz yormuyor. Benim gibi göz kusuru olanlar ya da göz kusuru olmayıp da olmasından kaçınanlar için ideal bir ekranı var.

2 İşin sağlık kısmı sadece göz ile de sınırlı kalmıyor. Sinir sistemine de çok büyük bir etkisi var.

Şöyle kalburüstü basit bir araştırma yapılsa, aynı maliyete sahip bilgisayar sahiplerinden bilgisayarını duvara fırlatmak isteyenlerin çoğunluğunun Windows işletim sistemi kullandığı çıkacaktır. Çünkü her Windows işletim sistemine sahip bilgisayar, kısa süre içerisinde yavaşlamaya, virüs kapmaya, sinir krizleri geçirtmeye ve formata hazır hale gelmeye adaydır.

Genel kültür kazandırmalı faideli not 1: İnternette çok fazla Windows amansız savunucuları tarafından, MacOS işletim sahip Macbooklar da virüs kapar, düzgün bir antivirüs yazılımı kullanırsan böyle bir derdin kalmaz gibi şeyler görünce bana bir gülme geliyor. Ve sonra o kişilere içimden şunları diyorum;

1- O kullandığınız antivirüs programlarının kendisi zaten virüs işlevi görüyor. Çünki hem virüsler gibi olayın suyunu çıkarıp bazı programları kullanmanıza engel oluyor,

2- Hem de virüslerin yaptığı yavaşlama durumuna sebebiyet veriyor. Hemi de paralı ve bahalı.

Bahalı demişken şu güzel teyzemi izleyelim 40 saniye. Bahalı yavrum valla bahalı, amaaaan Güldane hanım…

Genel kültür kazandırmalı faideli not 2: Macbooklarda neden virüs derdi yok sorusu akla gelebilir. Sebebi ise şu; siz Apple’in işletim sistemlerinde çalışacak bir uygulama yazdığınız vakit, bu uygulama bir onay mekanizmasından geçiyor. Haliylen zararlı bir yazılımın sisteminize girmesi çok zor. Windows ve Android icin böyle bir zararlı yazılımlardan koruyalım mekanizması ve derdi olmadığı için önüne gelen uygulama yazıyor ve siz de Windows kullanıyorsanız hapı yutuyorsunuz.

B- Hangi browseri yani internet tarayıcısını kullanmalı?

Dünyadaki her 3 kişiden birisi Google Chrome kullanıyor ve pek tabi yapılabilecek en iyi şeyi yapıyorlar. Siz de şuradan indirebilirsiniz.

Genel kültür kazandırmalı faideli not 3: Internet Explorer kullanım oranının hala yüksek gözükmesinin sebebi, bu baş belası internet tarayıcısının her Windowslu bilgisayar ile beraber gelmesi ve bir çok insanın başka internet tarayıcılarından bihaber olduğu gerçeği. Yani ben şimdi babama bir bilgisayar alsam ve öylece ona versem, adam sadece Internet Explorer kullanacak.

Şahsi bilgilendirme ve tavsiye: Şu vakte kadar İnternet Explorer’ı sadece ama sadece Google Chrome’u indirmek için kullandım. Çünki, Chrome hem sade tasarımı ve hem de hızlı olması ve ayrıca bir Google markası olmasına binaen tercihimdir.

Süper ötesi hayat kurtaran bir not: Bazen internet tarayıcınızda yeni bir sayfa yani sekme açtığınızda ya da arama yaptığınızda, size Google’dan değil de başka alakasız bir yerlerden sonuç verebiliyor. Yani çıkan arama sonuçları Google yerine Yahoo ya da ömrü hayatınızda duymadığınız arama motorlarından sonuçlar gösteriyor. Bunun sebebi siz bilgisayarınıza bir program yüklerken ekrandaki yazanları okumadan ileri ileri ileri (next next next) diyerek yükleme işlemini tamamlamanızdan kaynaklanmakta. Siz ileri derken, o sırada yüklemekte olduğunuz program ‘ben Google yerine bu arama şeysini kullanacağım, okey mi?’ diye soruyor. Siz de onay veriyorsunuz. Bundan kurtulmak için internet tarayıcınızın ayarlar kısmına gidip, oradan Google arama motorunu elinizle manuel olarak seçmeniz gerekecek. Google Chrome’da ayarlara gitmek isterseniz, pencerenin sağ üst köşesinde 3 nokta var alt alta. Ona tıklayıp ayarlara gitmelisiniz. Gerisini siz halledebilirsiniz.

Ek bilgi: Google Chrome’dan sonra 2. tercihim Opera, 3. tercihim Yandex’tir. Safari, Firefox ve Internet Explorer’dan tiksiniyorum. Çünki son derece yavaşlar.

C- Hangi email servisini kullanmak gerek?

Tabi ki Gmail kullanmak gerek. Hemen şu andan tezi yok bir Gmail hesabını açın lütfen.

Bunun dışındaki Hotmail, Yahoo ya da benzerlerini kullanmak tamamen çağ dışılık olarak gelmektedir bana. Sebepleri ise son derece basit. Gmail’in tasarımı ve o hesaba bağlı olarak Google Drive, Google Keep, Google Doc, Google Chrome, Google Maps, Google Analytics, Google Duo ve daha bunlara benzer akla hayale gelmeyen onlarca uygulaması var. Bu uygulamalar birbirlerine o kadar entegre çalışmaktadır ki insanın kafayı yememesi içten bile değildir. Ayrıca Google uygulamalarının içlerindeki Süpermen ile aynı özelliklere sahip çok gizli güçler vardır. Mesela bir tanesini burada sizinle ‘nefis bilgi’ adında hemen paylaşayım.

Nefis bilgi: Google Drive, kaybolmasın diye yüklediğiniz fotoğraflarınız ya da belgeleriniz içinde dosya adından tamamen bağımsız olarak arama yapmanızı sağlıyor. Bir misalle açıklayayım. Nüfus cüzdanınızın ekran görüntüsünü Google Drive’a koydunuz ve dosya adını hatırlamıyorsunuz. Onlarca dosya arasında bulmakta da zorlanıyorsunuz. Google Drive arama kısmına gidip ‘kütük, aile sıra no, tc, anne kızlık soyadı, vb…’ yazarak aratıp bulabilirsiniz. Dosya bir .jpeg ya da .png olsa dahi içinde arama yapabiliyor.

Faideli tavsiye: Birden fazla mail adresiniz varsa, bütün mailleri ana mail adresinize yönlendirerek hem tüm maillerinizi kullanmış olur, hem de mail kargaşasından kurtulabilirsiniz.

D- İnternette gezerken zırt pırt çıkan reklamlardan nasıl kurtulunur?

İnsanın bilgisayarını aslında en çok yoran şey internette takılırken karşısına çıkan ve çoğu zaman ahlaki değerlerle bağdaşmayan pop-up reklamlardır. Bunlardan kurtulmak ise dünyanın en mükemmel 13. uygulaması olan AdBlock eklentisi ile mümkündür. AdBlock o an ziyaret ettiğiniz bir sitedeki tüm reklamların çıkmasını engelleyen bir eklentidir.

AdBlock kullanın ve kullandırtın herkese. Bu herkesin herke ile paylaşması gereken bir vazifedir.

Gereksiz bilgi: Sözcü okurları AdBlock indirmesin, çünkü Sözcü gazetesi aklınca bu uygulama kullanınca batacağını iddia ediyor.

Bazen martılar uçuşurken, anneler mantı açarken ve insan, AdBlock kullanırken dünyanın aslında o kadar da kötü bir yer olmadığı hissine kapılabiliyor…

E- Bazen hesaplardan kontrol dışında yapılan pis ve iğrenç paylaşımlar nasıl engellenebilir?

Çağımızın vebası olan bu durumun aslında çok önceden tedavisi bulunduğu bir gerçek. Ancak bu vebaya yakalanan kişilerin yetersiz bilgilendirilmesi neticesinde böyle bir problem ile hemen hemen herkes karşılaşmakta. Ama dediğim gibi panik yok, bu yazı bunun için var.

Öncelikle çağımızın bu vebasından kurtulmak için sizlere çok büyük vazifeler düşüyor. Nasıl tuvaletten çıkınca ellerinizi yıkıyorsanız aynı hassasiyetle, bir anda alakasız bir şekilde bir arkadaşınızdan gelen linklere tıklamamanız gerekiyor. Ya da alakasız anlarda çıkan pop-uplara asla ama asla tıklamamalısınız. Çünkü siz bunlara tıkladığınız vakit alakasız bir siteye yönlendirilirsiniz ve şifrenizin elden gitmesi an meselesi olacaktır.

Ya da bazen bir videoyu izlemek istediğiniz vakit, izlenese.com gibi iğrenç siteler, merak ettiğiniz bir videoyu izleyebilmeniz icin siteye Facebook ya da Twitter ile login olmanızı şart koşabilir. YAP MA YIN. Neden?

Yaşanmış ama gerçek bir hikaye: Bir gün Facebook’ta takılırken o zamanlar arkadaşım olan büyük bir reklam ajansının sahibinin paylaşımı haber kaynağımda yani Facebook duvarımda çıktı. X “Patron 15'lik çıtıra sulanıyor.” videosunu izledi sen de izle gibi bir şeydi. Bunu kendisine gösterince az önce bir arkadaşının aynen böyle bir paylaşım yaptığını ve tıkladığını, izleyebilmek için izlesene.com’a Facebook ile bağlandığını söyledi. Durum anlaşılmıştı. Izlesene.com bu sekilde bir kişinin duvarında istediğini paylaşma hakkına sahip oluyordu ve iğrenç bir başlıkla ilgi çekip istedikleri videoyu viral hale getirebiliyorlardı. Bu lanet taktikler halen daha devam etmekte. Dikkat etmekte fayda var.

E- Twitter, Facebook, Gmail, Instagram ve banka hesaplarınızın giriş bilgilerini nasıl korumaya alabilirsiniz?

Çok basit!!!

Yukarıda listenen tüm hesaplarınızı telefonunuz ile bağlayarak bu dertten tamamen kurtulabilirsiniz. Teknik adının İngilizcesi ‘Two-Factor Authentication’ olan yani 2 adımlı koruma olayı.

Dostlar, Romalılar burayı iyi okuyun!!!

Gmail, Twitter, Instagram, Facebook ve bir çok bankanın hesaplarına giriş yaparken bu özelliği kullanabilirsiniz. Mantık şöyle işliyor. Yapmanız gereken tek şey ayarlardan, güvenlik kısmına geçip bu özelliği aktif etmek. Sonrasında da size gelen sms ile telefon numaranıza bağlamak.

DİKKAT! Asla ama asla ‘Hesabına giriş yapamıyor musun?’ vari alakasız bir zamanda gelen maillere tıklayıp ve sonrasında da hemen hesabınıza asla ama asla girmeyin. Çünkü siz bunu yapınca başka bir yerden de aynı anda hesabınıza giriş isteği olacak ve o kişiyi yani hacker kardeşi elinizle hesabınıza bağlayacaksınız.

Üşenmeyip sizlere bunların nasıl olacağını anlatan videoları da aşağıda listeliyorum.

Gmail Two-Factor Authentication

Instagram Two-Factor Authentication

Twitter Two-Factor Authentication

Facebook Two-Factor Authentication

Akla takılan soruya cevap mahiyetinde bir not: Burada ‘Hocam peki telefonu kaybedersek ne olacak?’ sorusunu soranlara diyeceklerim pek tabi ki var. Bu tip kişiler bana hep kütüphaneye gidip onlarca kitap olmasına rağmen illa istediği kitap yok diye hiç kitap okumayan tipleri anımsatır. Neyse onlara diyeceğim şu:

1- kaybetme ihtimalinize binaen adamlar size back-up kodları veriyor. Siz bu kodları güzelce saklarsanız hiç bir şey olmaz. Ya da yurtdışına çıktığınız vakit telefonunuza sms gelmeyeceğini de düşünmüşler ve 2. bir telefonunu eklemenize imkan tanıyorlar. En azından Gmail bunu yapıyor.

2- Siz bunu yapmazsanız başkalarının hesabınıza girip bir seyler paylaşması olası. Siz unutsanız bile en azından kimse bir seyler girip paylaşmayacak. Hangisi kötü?

F- Peki hayati kolaylaştırmak için hangi uygulamalar gerekiyor?

30ArtıTv, bir gün içinde olmuş tüm gündemi 2–3 dakikalık videolar ile Youtube ve Twitter üzerinden her gün düzenli olarak yayınlayan yeni nesil haber kanalıdır. Örneğin ben akşam eve geldiğimde, abone olduğum Youtube kanallarına tıklıyorum ve takip ettiğim tüm kanalların o gün paylaştığı videolar listeleniyor. Siz de şu link üzerinden düzenli olarak takip ettiğiniz kanalların videolarını takip edebilirsiniz. 30ArtıTv’yi diğerlerinden ayıran ise hakikaten muazzam kaliteli iş yapmaları. Hem haberleri gösterirken arkada kalan cistak cistak müzikte gayet hoş.

Inbox, Google’in Gmail’i daha derli toplu kullanasanız diye tasarladığı akıllara durgunluk veren mail uygulamasıdır. Süpermen’den daha güçlü bir uygulamadır. Mesela sipariş verdiniz. Inbox, onları kendisi bir klasöre topluyor ve siparişin altında ‘Siparişini takip et.’ gibi otomatik linklemeler sağlıyor.

Faideli bilgi: Gmail tabanlı şirket maillerinde Inbox’ı kullanmak isteyenler, şirkette size maili kim açıyorsa onunla irtibata geçip, Google’ın bu servisini kullanmak için izin vermesini sağlamalıdır.

LastPass gerekiyor. Milyonlarca şifreyi hatırlamaktan kurtulmak isteyenler LastPass kullanabilirler. Lastpass’e ücretsiz üye olduktan sonra size ait bütün şifrelerinizi kategorize ederek çok rahatlıkla bu uygulamanın altında saklayabilirsiniz.

Manasız bir tereddüt: Burada ‘Hocam elin gavuruna bu kadar şifreyi vermek ne kadar mantıklı?’ diye soranlar olabilir. Kendilerince haklı olabilirler ama LastPass’in algoritması gereği, programın sahabı bile senin şifreni göremiyor. Sen yine de güvenemiyorsan en azından şifreni çalsalar da bir şey yapamayacakları önemsiz siteler için bu uygulamayı kullanabilirsin. Uygulamayı kullanmak çok basit. LastPass.com’da kullandığın internet tarayıcısına uygun eklentiyi indirip kurduktan sonra, hesabına bağlanıyorsun ve sonrasında o sana yol gösteriyor.

Google Keep, bir not tutma uygulamasıdır. Herkesin hem iPhone’u hem de Macbook’u yok. O yüzden cihazlarla beraber gelen uygulamalara her an ulaşmak mümkün değil. Mesela iPhone’u olan birisi ‘Notes’ uygulamasına aldığı notları evine gelip bilgisayarını açtığında göremeyebilir. O yüzden Google Keep denen hem tasarımı nefis olan, hem de her an her yerde ulaşabilme özelliğinin bulunmasından ötürü muazzam güzel bir uygulamadır.

Google Maps, yeri geldiğinde bir navigasyon, yeri geldiğinde bir yerden bir yere hangi yöntemle kaç dakkaya en kısa nasıl giderimi gösteren bir arkadaş, yeri geldiğinde de eskiden yaşanılan evleri bilgisayar üzerinden görüp hayırla yad etmeye yarayan bir hasret giderim uygulamasıdır. Gitmek istediğiniz yere toplu taşıma ile gidecekseniz, hangi otobüsten inip hangi trene binmeniz gerektiğini bile söyler. Akşama doğru gitmeniz gereken eczanenin kapanmasına yakın gidecekseniz ‘hacım gitme orası sen gidene kadar kapanacak.’ diye de uyaracak kadar insancıldır.

Bitmedi. Google Maps, bir yere bisiklet ile gidecekseniz size güzergahınızın eğim açılarını bile vermektedir.

Spotify, çoğu zaman beleşe sonrasında da 3 kuruşa dünyanın bütün müziklerini dinleyebileceğiniz bir uygulamadır. İnsanların kendileri için hazırladığı harika müzik oynatma listelerini dinleyerek, bir çok yeni güzel şarkıyı, türküyü keşfedebilirsiniz. Mobil ve masaüstü uygulamadır mevcut.

İlginç bir şahsi not: Hanım ile aynı hesaptan Spotify kullanırken, o evde kendi bir şeyler dinlerken ben de iş yerinde kendim bir şeyler dinlemek istedim. O sırada kontrol hanımda olduğu için benim açtığım şarkıları o dinliyordu. O an işte Ezginin Günlüğü’nden ‘Seni düşünmek güzel şey’ adlı nadide parçayı açarak romantiklik yapmıştım. Başka bir zamanda İsmail YK’dan ‘Nerdesin?’ adlı şarkıyı açıp, artık eve gelip yemek yapması gerektiğini net bir şekilde ifade etmiştim.

Popcorn Time, dünyanın hemen hemen bütün filmlerini altyazı arama derdi olmadan ve Torrent programı kullanmanıza gerek kalmadan izlemenize yardımcı olacak bir programdır. Mükemmeldir. En son çıkan filmler, ultra HD olarak rahatlıkla izlenebilir.

Mühim not: Yurtdışında olanlar VPN kullanmadan bu programı kullanmasın. Başları ciddi manada belaya girebilir. Programın önerdiği VPN programını kullanmak zorunda değilsiniz.

Express VPN, parasına göre hem ucuz, hem Torrent programlarını çalıştıran, hem de delifişek hızında internet sağlayan bir VPN sağlayıcıdır. 12 dolara 30 günlük satın alıp, sonra para iade talebinde bulunabilirsiniz.

VLC Player, bir video oynatma programıdır ve hemen hemen tüm uzantılı videoları açtığı için mükemmeldir. Bir çok ekstra özelliği bulunmaktadır. Örneğin bir film için indirdiğiniz altyazıda senkronizasyon problemi mi var? Klavyenizden bir tuş ile altyazının çıkmasını bir saniye ve ya dilediğiniz kadar saniye hızlandırıp, yavaşlatabilirsiniz. Ya da altyazının boyutunu büyültüp küçültebilirsiniz gibi gibi şeyler de mevcut.

Subtitle, bir altyazı bulma programıdır. İnternetten altyazı bulma derdine son vermektedir. İndirdiğiniz filmi Subtitle programının üstüne sürükler bırakırsınız ve o size otomatikman altyazıyı bulur. Hatta bulduğu altyazıyı sizin için filmin olduğu klasör ile aynı klasöre aynı isimde indirir. Gözünüzden yaşlar akar.

Diigo, internette insanların karşısına çıkan siteleri sonradan unutmamak adına tek tuşla kaydedebileceği bir sitedir. Herkesin malumudur, çok beğenilen ya da ileride işimize yaramasına kesin gözüyle bakılan bazı uygulamalar veyahut websitelerini sonradan hatırlamak çok zordur. O yüzden Diigo bizlere bookmark yani yerimleri hizmeti sunuyor. Hem de kategorize edebiliyorsunuz.

Vsco, Instagram için çekilmiş fotoğrafları daha artistik hale getiren bir uygulamadır. Hipsterların, Kinfolk dergisinden sonra gelen can simididir.

Send to kindle, Kindle’ı olan insanların bilgisayarlarını kullanırken karşılarına çıkan makaleleri tek bir tuşla Kindle cihazlarına gönderebilecekleri muhteşem bir uygulamadır.

Tureng, bir sözlüktür. İnternet tarayıcınıza eklenti olarak kurulduktan sonra karşınıza çıkan kelimeyi seçip, sonrasında da direkt bu uygulamaya tıkladığınıza size çevirisini verecek olan bir güzel bir uygulaması da mevcuttur.

Evet, buraya kadarmış diyeceklerim. Şu an arka fonda Ferdi Tayfur çalarken, son bir notuda buraya bırakmak isterim…

Ahireti ilgilendiren not: Bu yazıyı çalan kişilere hakkım haram zıkkım olsun.

Math Teacher. Content Curator. Soccer player. Maradona fan. Mostly write about the lectures I love to learn better. alikayaspor@gmail.com

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store